Kayıtlar

Ülkücü Hareket'i Sınıflandırma Denemesi

Resim
Ülkücü hareket, Cumhuriyet tarihinin neredeyse yarısına damgasını vurmuş siyasal ve toplumsal bir olgudur. Onun üzerine bilimsel çalışmalar yapılmış olsa da hala daha tanımlanması oldukça güçtür. Aslına bakılırsa kendisini ifade eden çarpıcı unsurlara sahiptir. Bir defa Ülkücü hareket kendisini siyasal parti ve sivil toplum kuruluşu olarak somutlaştır, bir nevi kurumsallaştırmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları, Ülkücü Hareket’in kimliğiyle özdeşleşmiştir. Üstelik Ülkücü Hareket ile özdeşleşmiş bir lider de söz konusudur: Alparslan Türkeş . Alparslan Türkeş, kitaplarıyla, konuşmalarıyla, siyasi pratikteki uygulamalarıyla ve en önemlisi de arkasında bıraktığı, 9 Işık Doktirini olarak adlandırılan programıyla Ülkücü Hareket’in sınırlarını çizmiştir. Ülkücü Hareket; darbeler yaşamasına, partisinin kapatılmasına, binlerce mensubunun öldürülmesine rağmen, Türkiye’de kayıplara karışan birçok siyasi partinin aksine hayatta kalmayı başarmıştır.   Belki de bunu,...

İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİNİ TAKLİT ETMEK: TÜRKİYE’DE FUTBOL KULÜPLERİ

Resim
İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİNİ TAKLİT ETMEK:   TÜRKİYE’DE FUTBOL KULÜPLERİ Futbol, hemen hemen bütün toplumların tarihinde farklı isimlerle farklı şekillerle rastlanan bir oyun. Üstelik cinsiyet ve sınıf ayırt etmeksizin toplumun bütün kesimleri Çin’den Antik Yunan’a, kadim Türklerden Antik Roma’ya kadar futbol oyunu oynamışlar. Hatta kadınların hem Türklerde hem de Çinliler futbola merakı daha fazla olmuş. Bu açıdan futbol, bütün toplumların tarihsel hafızasında bir şekilde yer etmiş bir olgu. Modernizm her şeyde olduğu gibi futbolu da tekbiçime indirgedi, onu biçtiği kurallarla bir yandan evrenselleşmesine bir yandan da tekilleşmesine sebebiyet verdi. Nihayetinde ulusal ve uluslararası turnuvalarla futbol, modern dönemlerin de vazgeçilmez bir unsuru haline geldi. Bütün dünyada bu kadar çok sevilmesinin nedeni de toplumların tarihsel hafızasında bir şekilde yer edinmiş olması. Küreselleşme ile birlikte futbol çok daha fazla endüstriyel bir hal aldı. Endüstriyel olm...

MHP-AKP İTTİFAKI: İÇERİDEN BİR ANLAMA ÇABASININ ANLATIMI

Resim
                    Milliyetçi Hareket Partisi ve dolayısıyla partinin Genelbaşkanı Devlet Bahçeli 2002-2014 yılları arasında, Recep Tayyip Erdoğam liderliğinde iktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi'ne en sert eleştirileri dile getirmiş, bütün gücünü kullanarak AKP'yi iktidardan etmeye çalışmıştır. 2014 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisiyle uzlaşı sağlayarak Ekmeleddin İhsanoğlu'nu, Recep Tayyip Erdoğan'a karşı aday göstermiş ancak başarıya ulaşamamıştır. Ağustos 2015- Temmuz 2016 yılları arasında "hendek operasyonlarını" yapan iktidarı suskun kalarak, eleştiri dozajını düşürürek destek göstermiştir.             MHP'nin en temel ve sert eleştirileri; Avrupa Birliği ile yürütülen müzakerelerde fazla tavizler verilmesi, ki bu kapsamda Kıbrıs'ta Türkiye'nin bazı haklarından feragat edebileceği bir sürece doğru girilmesi ...

BOĞAZİÇİ AVRUPA SİYASET OKULU YAZ 2018

Resim
Bu ayın hemen başında, 2-9 Eylül arasında Boğaziçi Üniversitesi İİBF binasının evsahipliği yaptığı Boğaziçi Avrupa Siyaset Okulu gerçekleştirildi. Her yıl Kış ve Yaz dönemleri olmak üzere 2 kez gerçekleşen bu okul, 30 katılımcısıyla 10. Eğitimini tamamlamış oldu. İngiltere ve İsveç Büyükelçiliği’nin, Sabancı ve Koç Vakfı’nın, Anadolu Kültür ve Avrupa Konseyi’nin de desteklediği program katılımcılara eşsiz bir deneyim sundu.             Bir hafta süren Boğaziçi Avrupa Siyaset Okulu sabah 9.30’dan akşam 18’e kadar adeta her dakikası dolu dolu geçti. Batuhan Aydagü, Soli Özel gibi alanında uzman kişiler; Prof. Dr. Ayşe Buğra, Prof. Dr. Fikret Adaman, Doç. Dr. Ulaş Bayraktar gibi kıymetli akademisyenler; Karin Bruce, Tobbias Leipprand, Hakan Altınay gibi sivil toplum kuruluşlarının değerli önderleri eğitmen olarak katkıda bulundular. Murat Gülsoy gibi nitelik bir yazar önerilerini sundu. AKP, MHP ve CHP’den örnek Belediye başk...

BİR MİKRO-İKTİDAR BİÇİMİ OLARAK: HOCANIN İKTİDARI

Resim
İktidar ve tahakküm yalnızca politik alana içkin bir olgu olarak düşünülmektedir. Onun da ötesinde, devlet, iktidarın ve tahakkümün menşei addedilmektedir. Fakat Foucault tarafından ısrarla belirtildiği üzere tahakküm de iktidar da devlet ile doğmamıştır. İnsanlar eşit şekilde doğmadıkları ve iktidarın/tahakkümün ilk nedeni eşitsizlik olduğu için, insanlığın var olduğu andan itibaren iktidarın nüvelerine rastlanmaktadır. İlk eşitsizlik belirtisi fiziksel özelliklerden ötürüdür. O nedenle erkek ile kadın arasında iktidar ilişkisi doğmuştur. Eski toplumlarda ‘’ak saçlılığın’’ yani tecrübenin önemine binaen yaş farkından dolayı büyük-küçük arasında da iktidar ilişkisi vardır. Aileyi ele aldığımızda Baba-çocuk arasında da aynı tür ilişkinin varlığı yadsınamaz. Bir başka eşitsizlik ölçütü bilgidir, bilgiye vakıf olan ile olmayan arasında tahakküm doğmaya eğilimlidir. Aynı zamanda statüye sahip olmak da iktidarı elinde bulundurmanın yoludur. Devletin var olmasıyla birlikte iktidarın old...

Aşk ve Savaş Üzerine Bir Deneme, Yahut Şairin Oyunu (2)

Aşk ve Savaş Üzerine Bir Deneme, Yahut Şairin Oyunu ( 2) Gelgelelim ikinci aşamaya. Aldığımız geri bildirimler doğrultusunda çevresel mi merkezi mi olarak atak yapacağımızı kararlaştırmamız gerekmektedir. Ancak geri bildirimin yanıltıcı olma ihtimali çok yüksektir. Zira bu kentler öyle varlıklardır ki her zaman gözde olmak isterler. Şöyle açıklayayım, fethedilmeyi arzulamasalar dahi, dikkatlerin üstlerinde olmasını dolayısıyla her zaman bir taliplerinin olmasını isterler. Bu konuda doğrudan kadınlarla özdeşleştirmekten kendimi alamıyorum. Hatırlatmalıyım ki bu oyunun kahramanı, en mükemmel komutanı, mutlak galibi her zaman akıllı bir kadındır. Erasmus, meşhur ‘’Deliliğe Övgüsünde’’ bu konuyu; ‘’-Aşk nedir? Cinnet, -Kadın nedir? -Gülünç fakat etkileyici bir varlık.’’ Olarak gayet net bir şekilde ifade ediyor. Bahsedilen kadın tipolojisinin 16. Yy’a ait olduğunu anımsatayım. Verilen mesajın ne derece önemli olduğunu idrak ettiğiniz varsayıyorum. Karşımızdaki varlığı tanımladık p...

Aşk ve Savaş Üzerine Bir Deneme; Yahut Şairin Oyunu (1)

Aşk ve Savaş Üzerine Bir Deneme; Yahut Şairin Oyunu (1)         Öyle bir duygu var ki insanın içinde hem bir yaşama nedeni  – Camus’ın da dediği üzere yaşama nedeni olan bir şey aynı zamanda güzel bir ölme nedenidir- hem de kırılma, parçalanma nedeni. Ümit diyoruz biz bunun adına. Bazen bir şeyin gerçekleşmeyeceğini bilsen de yine de ümit etmekten kendini alamıyorsun. Hoş, umut ederek yaşamaktansa umutsuz bir şekilde ölmeyi yeğlerim, ancak yaşam bu konuda bize tercih şansı bırakmıyor. O halde ümit ettiğimiz şeyi gerçekleştirmenin yollarını aramalıyız. İşte burada başlıyor yazarın oyunu.        Yaşadığım tecrübeler bu oyunu diplomatik bir şekilde oynamam gerektiğini söylüyor. Sanki bir devletin başındaymış gibi -Siyasal düşünürlerin birçoğuna göre devletler de insanlar gibi hareket eder. Bu görüşe tümdengelim yöntemiyle yaklaşıyorum.- akıllıca hareket etmeli, devletin yıkılmasına, bölünmesine izin vermemeli. İşte sistemi bu şuurla inşa ed...